120 Filminin Soundtrack Albümü Müzik Marketlerde!


Etiketler:, , , , , , , , , , ,
6 Mayıs 2008 Genel

Geçtiğimiz Şubat ayında gösterime giren ve 1914 yılında 1. Dünya Savaşı sırasında Van’da yaşanan gerçek bir kahramanlık destanının anlatıldığı “120” filmi, vizyondaki başarısının ardından müzikleriyle de dinleyicilerle buluşuyor.

Vizyondaki 10. haftasında 900.000 izleyiciye ulaşan “120”; 26 Nisan’da Avustralya’da, 8 Mayıs’ta Avrupa’da gösterime giriyor. Ülkemizde oldukça beğenilen ve Avrupa’da da heyecanla beklenen filmin senaryosu kadar müzikleriyle de ses getirmesi bekleniyor. “Kara Tren”, “Turnalara Tutun Da Gel” gibi birçok bestesinden ve film müziklerinden tanınan Özhan Eren imzalı 120 filminin soundtrack albümü, Ulus Müzik etiketi ile 25 Nisan 2008, Cuma günü müzik marketlerde yerini aldı.

Fatih Akın’a 3 milyon euro’luk ödül


Etiketler:, , , , , , , , , , , , ,

Aldığı ödüllerle adından sıkça söz ettiren tanınmış Türk yönetmen Fatih Akın‘ın “Yaşamın Kıyısında” adlı filmi, bu akşam da yaklaşık 3 milyon euro’luk Altın Alman Film Ödülü’nü kazandı.

En iyi film ödülünün yanı sıra en iyi yönetmen, en iyi senaryo ve en iyi kurgu ödüllerini de alan “Yaşamın Kıyısında” adlı film, Türkiye’deki bazı Almanların ve Almanya’da yaşayan bazı Türklerin hikayelerini anlatıyor.

Kültürden sorumlu Devlet Bakanı Bernd Neumann’ın da katıldığı Berlin’deki ödül töreninde Fatih Akın ayrıca, en iyi yönetmen olarak Lola adlı ödüle de layık görüldü.

Türk Sineması’nın Kadınları


Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , ,
23 Nisan 2008 Genel

Agâh Özgüç, zengin arşivinden seçtiği görsellerle zenginleştirdiği kitaplarıyla Türk sinema tarihinin belleğini barındıran kitaplarına bir yenisini ekledi: Türk sinemasının kadınları.

Sinema tarihçisi Agâh Özgüç, yeni kitabında Türk sinemasının ilk yıllarından günümüze kadın oyuncuları inceliyor. İlk dönemin tiyatrocu-oyuncu kadınlarını, Yeşilçam’ın yıldızlarını, 1980 sonrası Türk sinemasında değişen kadın imajını, günümüzün medya magazin çağı yıldızcılığını mercek altına alıyor…

Kitapta, 12 kadın oyuncu, kendi tarzlarını simgeleyen başlıklar altında kronolojik olarak ele alınmış.

Türk sinemasının ilk yıldızı Cahide Sonku, İtalyan sinema yıldızı Anna Magnani’ye benzetilen Sezin Sezer, ‘irim kıyım dişil yapısıyla sokaklardan bir kız’ Neriman Köksal, ‘halkın acılı yüzü’ Muhterem Nur, küçük hanımefendi Belgin Doruk, ‘femme fetale’ Leyla Sayar, ‘erkek fato’ Fatma Girik, Yeşilçam’ın sultanı Türkan Şoray, kadının Batılı yüzü Filiz Akın, cinselliğini yaşayan özgür kadın imajı Müjde Ar ve ‘dijital çağın starı’ diye nitelendirdiği Hülya Avşar; hepsi Türk sinemasının ve değişen zaman-toplumun bir yüzünü simgeliyorlar.

Agâh Özgüç’ün özgün fotoğraf arşivinin belge niteliği kazandırdığı kitap, Türk sinemasında ilk yıllardan bugüne kadın oyuncularla bir yolculuğa çıkarıyor.

İstanbul Film Festivali Başlıyor


Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , ,
29 Mart 2008 Sinema Haberleri

Beyrut’ta 5 kadın düzenli olarak bir güzellik salonunda buluşurlar…Bu güzellik salonu birkaç neslin bir araya gelip dertleştiği ve birbirleri ile sırlarını paylaştığı, şehrin en renkli mekanıdır…

Kuaför dükkanı, bu birbirinden değişik ve güzel kadınların annelik, aşk ve seks hakkındaki konuşmaları ve bitmek bilmeyen güzelleşme çabaları ile şehrin en eğlenceli yeridir…

5 – 20 Nisan 2008 tarihleri arasında gerçekleşecek olan 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin bu yılki açılış filmi, Lübnan’ın En İyi Yabancı Film Oscar aday adayı olan “Karamel”.

Gösterime girdiği ülkelerde büyük beğeni toplayan filmin yönetmenliğini Lübnan’lı Nadine Labaki yaptı. Labaki, aynı zamanda filmin senaristliğini ve başrolünü de üstlendi.

Bu yılki İstanbul Film Festivali’nin konuğu olan Nadine Labaki, açılışa katılıp, filmini sinema severlerle birlikte izleyecek.

Film Gösterim Tarihleri
5 Nisan Beyoğlu Emek Sineması Saat: 13:30
7 Nisan Kadıköy Rexx Sineması Saat: 21:30

Banka İşi ( The Bank Job )


Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Banka İşi

1970’lerde gerçekleşen bir soygundan yola çıkılarak çekilen “Banka İşi”, hareketli anlatımı ve sürükleyici öyküsüyle dikkat çekse de filmin anlatımındaki tutarsızlık ve ideolojik açılımları bazı seyircileri tatmin etmeyebilir.

Terry Leather oto tamirhanesine sahip ve yükselmenin yollarını arayan kendi halinde bir aile babasıdır. Bir gün karşısına eski dostu Martine Love çıkar ve büyük bir soygun planı olduğundan bahseder. Kısa yoldan hızlı para kazanmak için her şeyi yapabilecek olan Leather, bir grup arkadaşıyla beraber işe koyulur fakat soygun planının ardında kraliyet ailesinin kirli işlerinin de olduğunun farkında değildir ve kendisini işin içinden çıkılmaz bir noktada bulur.

Gerçek bir olaydan esinlenilerek çekilen “Banka İşi”, “Ocean’s 11” (2001) tarzı bir olay örgüsü vaat eden bir film iken, ilk yarının ardından eğlenceli soygun filmi atmosferini terk ederek bir gerilim ve kara film tadında seyretmeye başlıyor. Film tonunu türler arasında gidip gelerek bulmaya çalışırken, estetik olarak bunun bir yansımasını göremiyoruz. Özellikle gereksiz çarpık açılar ve televizyon estetiğine yakın detay planlar, kimi zaman izleyiciyi yoruyor ve akıcı olması gereken film kimi yerlerde boğucu olmaya başlıyor.

Daha önce genelde vasat işlere imza atmış olan Donald Richardson’ın elinden çıkan “Banka İşi”, filmi gören izleyicilerde “keşke başka birisi yönetseydi” hissi uyandırabilir. Elindeki senaryoyu hem görsel hem de düşünsel anlamda derinleştiremeyen yönetmen, bazı ideolojik noktalarda tehlikeli sulara yelken açtığının farkında bile değil gibi. Özellikle Michael X karakteri üzerinden aktarılmaya çalışılan aidiyet ve etnik yapı gibi meseleler havada kalıyor ve yüzeysel bir şekilde sonuçlanıyor; çünkü yönetmen o sırada zeki karakterlerinin arasında geçen diyalogları seyirciye nasıl aktarabileceği üzerine odaklanıyor.

“Amerikan Gangsteri”yle akrabalık bağları

Filmi görenler, tematik anlamda Ocak ayında izleme fırsatı bulduğumuz “Amerikan Gangsteri” (2007) filmine yakın bulacaktır. O da gerçek bir olaydan esinlenerek çekilmiş ve sosyal anlamda analize yönelen bir filmdi. Burada da benzer bir malzeme varken, “Banka İşi”nin bu noktalarda tökezlediğinin farkına varmak çok da zor değil.

Bunların yanında daha çok aksiyon filmlerinden tanıdığımız Jason Statham iyi yazılmış karakteri üzerinden kaslarını bir yana bırakıp oyunculuğunu konuşturuyor diyecekken, filmin sonuna doğru karşımıza çıkan, “gereksiz” bir estetikle çekilmiş kavga dövüş sahneleri bize bir anlığına da olsa “Taşıyıcı” (2002) filmini hatırlatıyor. Bunun haricinde çok iyi bir kastinge sahip olan filmde oyunculukların hepsinin başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

Yeşilçam ödülleri sahiplerini buldu


Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
25 Mart 2008 Sinema Haberleri

Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) ile Beyoğlu Belediyesi’nce düzenlenen ”Yeşilçam Ödülleri”, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın katıldığı törenle sahiplerine verildi.

Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilen ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetlinin katıldığı törende konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, geçmiş ile bugün arasında bağ kurmanın güzelliğini öğreten bir akşam yaşadıklarını dile getirdi.

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan da Yeşilçam’daki büyüklerinin kendisine zaman zaman “Beyoğlu’na sahip çıkın” dediklerini, kendisinin de ancak böylesi bir organizasyonla ilçeye sahip çıkılacağını düşündüğünü ifade etti.

Bu konuda deneyimi bulunan TÜRSAK Vakfı’nın da buna destek olduğunu ifade eden Demircan, bu ödülün aynı zamanda Beyoğlu’nu kültür ve sanatla tanıtma vizyonunu da yerine getirmesini umduğunu sözlerine ekledi.

Behzat Gerçeker ve Enbe Orkestrası’nın Türk filmlerinin müziklerinden örnekleri seslendirdiği gecenin sunuculuğunu Meltem Cumbul yaptı.

Ödüller

Konuşmaların ardından geçilen ödül töreninde, ödüller sahiplerine Kültür ve Turizm Bakanı Günay ile Hale Soygazi, Nebahat Çehre, Göksel Arsoy, Sevda Ferdağ, Tamer Karadağlı ve Mehmet Günsur’un de aralarında bulunduğu sinema oyuncuları tarafından sunuldu.

Gecede, “En İyi Film” dalında ödüle değer bulunan “Mutluluk” filminin yönetmeni Abdullah Oğuz’a ödülünü Bakan Ertuğrul Günay verdi.

“En İyi Yönetmen” dalında “Yaşamın Kıyısında” filmiyle Fatih Akın ödülün sahibi olurken, “En İyi Kadın Oyuncu” dalında “Mutluluk” filmiyle Özgü Namal, “En İyi Erkek Oyuncu” dalında “Kabadayı” filmiyle Şener Şen ödül aldı.

“En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödülü “Yaşamın Kıyısında” filmiyle Nursel Köse’ye verilirken, aynı film ile Tuncel Kurtiz “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu”, Fatih Akın ise “En İyi Senaryo” ödülünü kazandı.

“En İyi Müzik” ödülüne “Mutluluk” filminin müziğiyle Zülfü Livaneli, “En İyi Görüntü Yönetmeni” ödülüne aynı film ile Mirsad Heroviç değer bulundu.

Özel ödüller

Gecede, “Digitürk Genç Yetenek Ödülü”nü “Yumurta” filmindeki rolüyle Saadet Işıl Aksoy, “Turkcell İlk Film Ödülü”nü ise “Beyaz Melek” filminin yönetmeni Mahsun Kırmızıgül aldı.

Juno


Etiketler:, , , , , , , , , , , ,
23 Mart 2008 Vizyondakiler

 Juno

Yönetmen: Jason Reitman
Senaryo : Diablo Cody
Müzik: Matt Messina
Görüntü yönetmeni: Eric Steelberg
Tür: Komedi, Dram
Yapım: ABD 2007 92 dakika (Renkli)
Dil: İngilizce
Yapımcı Firmalar: Fox Searchlight Pictures
Dağıtıcı Firmalar: UIP

Jason Reitman’ın yönettiği ve Ellen Page, Michael Cera, Jennifer Garner ile Jason Bateman’ın oynadığı Juno’nun, “En İyi Orjinal Senaryo” dalında Oscar ödülü aldığını baştan hatırlatalım…

Film aynı zamanda bağımsız ve düşük bütçeyle üretilen yapımlara verilen Spirit Ödülleri’nde de, ‘En İyi Film’ seçilirken; başrol yıldızı Ellen Page ‘En İyi Kadın Oyuncu’, filmin senaristi eski striptizci Diablo Cody ise ‘En İyi İlk Senaryo’ dallarında ödüle layık bulundu.

Yaşıtlarının çoğu MySpace veya Facebook’taki sayfasını güncellerken ya da alışveriş merkezlerinde alışveriş yaparken Minnesota’lı zeki bir kız olan Juno (Ellen Page) hayatını kendi koyduğu kurallara göre yaşar. Her zamanki gibi sıkıcı geçen bir öğle sonrasında erkek arkadaşı Paulie Bleeker (Michael Cera) ile sevişmeye karar verir. Cinsel ilişki sonrasında önceden planlanmamış bir hamilelikle yüz yüze kalan Juno ile en iyi kız arkadaşı Leah (Olivia Thirlby), Juno’nun henüz doğmamış bebeğini evlat edinecek bir aile bulmak için bir plan geliştirirler. İkisinin gözüne kestirdiği ilk aile, evlat edinme özlemiyle yanıp tutuşan Mark ve Vanessa Loring (Jason Bateman ve Jennifer Garner) çifti olur. Biricik kızlarının Bleeker ile cinsel ilişkiye girdiğini öğrendikten sonra ilk şoku atlatan ailesi de Juno’ya yardımcı olmak için devreye girer

Sonraki Sayfa »