Sinema’nın En İyi İkilileri


Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , ,
17 Nisan 2008 Genel

‘Muhteşem ikili’ler

Bazı filmlerde kahraman koltuğu iki kişiliktir. Bazı filmlerde ise “Muhteşem İkili” başrolde bile değildir ama yine de hafızamıza yerleşmeyi becerirler. İşte sinemada ‘muhteşem ikili’ler

Mel Gibson- Danny Glover

Birbirine bu kadar zıt ama kimyaları bu kadar uyuşan başka ortaklar bulmak gerçekten zor sinema tarihinde. Tam dört filmde karşımıza geldiler, dördünde de gönlümüzü fethettiler.

Laurel ve Hardy

Sessiz sinemanın iki komiği, sinemaya ses geldikten sonra da işlerine devam ettiler. Ülkemizde Ferdi Tayfur’un seslendirmeleriyle ölümsüzleşen efsanevi ikili hayata gözlerini yumduklarında ne yazık ki yalnız ve beş parasızdı.

Zeki Alasya- Metin Akpınar

Bir şey söylemeye gerek var mı? Tiyatro sahnesi, televizyon, sinema… Çıktıkları her yerde güldürmeyi başardılar seyircileri. İnsanlar onları ayrılmış olsalar bile da, hep beraber hatırlamaya devam ediyorlar.

Tarkan ve Kurt

Çizgi-romandaki beraberliklerini sinemaya taşıyan bu ikilinin arasında enfes bir muhabbet vardır. Kimse eremez onların sırrına.

Vincent Vega ve Jules Winnfield

Ucuz roman filminde birbirinden ayrılmayan bu çift muhteşem ikili olarak hafızalardan çıkmadılar.

Banka İşi ( The Bank Job )


Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Banka İşi

1970’lerde gerçekleşen bir soygundan yola çıkılarak çekilen “Banka İşi”, hareketli anlatımı ve sürükleyici öyküsüyle dikkat çekse de filmin anlatımındaki tutarsızlık ve ideolojik açılımları bazı seyircileri tatmin etmeyebilir.

Terry Leather oto tamirhanesine sahip ve yükselmenin yollarını arayan kendi halinde bir aile babasıdır. Bir gün karşısına eski dostu Martine Love çıkar ve büyük bir soygun planı olduğundan bahseder. Kısa yoldan hızlı para kazanmak için her şeyi yapabilecek olan Leather, bir grup arkadaşıyla beraber işe koyulur fakat soygun planının ardında kraliyet ailesinin kirli işlerinin de olduğunun farkında değildir ve kendisini işin içinden çıkılmaz bir noktada bulur.

Gerçek bir olaydan esinlenilerek çekilen “Banka İşi”, “Ocean’s 11” (2001) tarzı bir olay örgüsü vaat eden bir film iken, ilk yarının ardından eğlenceli soygun filmi atmosferini terk ederek bir gerilim ve kara film tadında seyretmeye başlıyor. Film tonunu türler arasında gidip gelerek bulmaya çalışırken, estetik olarak bunun bir yansımasını göremiyoruz. Özellikle gereksiz çarpık açılar ve televizyon estetiğine yakın detay planlar, kimi zaman izleyiciyi yoruyor ve akıcı olması gereken film kimi yerlerde boğucu olmaya başlıyor.

Daha önce genelde vasat işlere imza atmış olan Donald Richardson’ın elinden çıkan “Banka İşi”, filmi gören izleyicilerde “keşke başka birisi yönetseydi” hissi uyandırabilir. Elindeki senaryoyu hem görsel hem de düşünsel anlamda derinleştiremeyen yönetmen, bazı ideolojik noktalarda tehlikeli sulara yelken açtığının farkında bile değil gibi. Özellikle Michael X karakteri üzerinden aktarılmaya çalışılan aidiyet ve etnik yapı gibi meseleler havada kalıyor ve yüzeysel bir şekilde sonuçlanıyor; çünkü yönetmen o sırada zeki karakterlerinin arasında geçen diyalogları seyirciye nasıl aktarabileceği üzerine odaklanıyor.

“Amerikan Gangsteri”yle akrabalık bağları

Filmi görenler, tematik anlamda Ocak ayında izleme fırsatı bulduğumuz “Amerikan Gangsteri” (2007) filmine yakın bulacaktır. O da gerçek bir olaydan esinlenerek çekilmiş ve sosyal anlamda analize yönelen bir filmdi. Burada da benzer bir malzeme varken, “Banka İşi”nin bu noktalarda tökezlediğinin farkına varmak çok da zor değil.

Bunların yanında daha çok aksiyon filmlerinden tanıdığımız Jason Statham iyi yazılmış karakteri üzerinden kaslarını bir yana bırakıp oyunculuğunu konuşturuyor diyecekken, filmin sonuna doğru karşımıza çıkan, “gereksiz” bir estetikle çekilmiş kavga dövüş sahneleri bize bir anlığına da olsa “Taşıyıcı” (2002) filmini hatırlatıyor. Bunun haricinde çok iyi bir kastinge sahip olan filmde oyunculukların hepsinin başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

Yeşilçam ödülleri sahiplerini buldu


Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
25 Mart 2008 Sinema Haberleri

Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) ile Beyoğlu Belediyesi’nce düzenlenen ”Yeşilçam Ödülleri”, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın katıldığı törenle sahiplerine verildi.

Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilen ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetlinin katıldığı törende konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, geçmiş ile bugün arasında bağ kurmanın güzelliğini öğreten bir akşam yaşadıklarını dile getirdi.

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan da Yeşilçam’daki büyüklerinin kendisine zaman zaman “Beyoğlu’na sahip çıkın” dediklerini, kendisinin de ancak böylesi bir organizasyonla ilçeye sahip çıkılacağını düşündüğünü ifade etti.

Bu konuda deneyimi bulunan TÜRSAK Vakfı’nın da buna destek olduğunu ifade eden Demircan, bu ödülün aynı zamanda Beyoğlu’nu kültür ve sanatla tanıtma vizyonunu da yerine getirmesini umduğunu sözlerine ekledi.

Behzat Gerçeker ve Enbe Orkestrası’nın Türk filmlerinin müziklerinden örnekleri seslendirdiği gecenin sunuculuğunu Meltem Cumbul yaptı.

Ödüller

Konuşmaların ardından geçilen ödül töreninde, ödüller sahiplerine Kültür ve Turizm Bakanı Günay ile Hale Soygazi, Nebahat Çehre, Göksel Arsoy, Sevda Ferdağ, Tamer Karadağlı ve Mehmet Günsur’un de aralarında bulunduğu sinema oyuncuları tarafından sunuldu.

Gecede, “En İyi Film” dalında ödüle değer bulunan “Mutluluk” filminin yönetmeni Abdullah Oğuz’a ödülünü Bakan Ertuğrul Günay verdi.

“En İyi Yönetmen” dalında “Yaşamın Kıyısında” filmiyle Fatih Akın ödülün sahibi olurken, “En İyi Kadın Oyuncu” dalında “Mutluluk” filmiyle Özgü Namal, “En İyi Erkek Oyuncu” dalında “Kabadayı” filmiyle Şener Şen ödül aldı.

“En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödülü “Yaşamın Kıyısında” filmiyle Nursel Köse’ye verilirken, aynı film ile Tuncel Kurtiz “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu”, Fatih Akın ise “En İyi Senaryo” ödülünü kazandı.

“En İyi Müzik” ödülüne “Mutluluk” filminin müziğiyle Zülfü Livaneli, “En İyi Görüntü Yönetmeni” ödülüne aynı film ile Mirsad Heroviç değer bulundu.

Özel ödüller

Gecede, “Digitürk Genç Yetenek Ödülü”nü “Yumurta” filmindeki rolüyle Saadet Işıl Aksoy, “Turkcell İlk Film Ödülü”nü ise “Beyaz Melek” filminin yönetmeni Mahsun Kırmızıgül aldı.

İstanbul Film Festivali Gişeleri Açılıyor!


Etiketler:, , , , , , , , , , ,
21 Mart 2008 Sinema Haberleri

 istanbul-film-festivali.jpg

Festivalde izleyeceğiniz filmleri hala seçmediyseniz acele etmenizde fayda var,
27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin biletleri 22 Mart Cumartesi günü satışa çıkıyor.

İstanbul Film Festivali geçtiğimiz yıllarda başlattığı hafta içi seanslarında indirimli fiyat uygulamasını bu yıl tüm bilet fiyatlarına yansıtıyor: Festival’de bilet fiyatları tam 10 YTL; Akbank Galaları hariç tüm seanslarda öğrenci ile 65 yaş ve üstü için 7 YTL olacak. Gala filmlerinin biletleri ise 15 YTL…

Festival’de hafta içi gündüz seansları (11.00 – 13.30 ve 16.00) ise yalnızca 3,50 YTL Festival’deki tüm Türk filmleri de tüm seanslarda yine 3,50YTL’den izlenebilecek.

Festival Sponsoru AKBANK’ın Axess kart sahipleri, hafta içi gündüz seansları ve Türk filmleri hariç tüm festival filmlerinin biletlerini % 20 indirimle alabilecekler.

Sinemaseverler biletlerini;
• Beyoğlu’nda Emek ve Atlas ile Kadıköy’de Rexx sinemalarında açılacak gişelerden
(Biletix hizmet bedeli ödemeden)
ya da
• Biletix Çağrı Merkezi (0216 556 98 00)
• Biletix internet sitesi (www.biletix.com)
• Biletix satış noktaları
üzerinden satın alabilecekler.

Her sene olduğu gibi yine Lale Üyeleri festival biletlerini herkesten önce ve özel indirimlerle alıyor… İKSD Programı Lale üyeleri için festival boyunca bilet fiyatları 8 YTL (tam) ve 5,50 YTL (indirimli) olacak. Galalar ise 12 YTL olarak belirlendi. Hafta içi gündüz seansları Lale üyeleri için de yine 3,50 YTL. Lale üyeleri için indirimli ön satış dönemi 19-20-21 Mart.

Festival 5 Nisan’da başlıyor!
27. Uluslararası İstanbul Film Festivali, 5– 20 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek. Programında 20’yi aşkın bölümde 200 filmin yer aldığı Festivalde her yıl olduğu gibi ünlü konuklar, usta sinemacıların katılacağı söyleşi ve atölye çalışmaları, sinema dersleri, sergiler, partiler, konserler ve birçok ilginç yan etkinlik yer alıyor.

Biletlerinizi alırken Festival kitapçıklarındaki yıldızlı filmlere dikkat!
27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde konuk yönetmen ve oyuncuların katılımıyla gerçekleşecek 57 film gösterimi Festival kitapçıklarında işaretlendi. Aralarında Amos Gitai, Alain Corneau, Alexander Sokurov, William Klein, Marc Caro gibi yönetmenlerin de olduğu Festival konukları kendi filmlerinin gösterimleri öncesi sinemada izleyicilerle buluşup sohbet edecekler.

Ayrıntılı bilgi için : www.iksv.org/film

Uçurtma Avcısı ( The Kite Runner )


Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , ,

Uçurtma Avcısı 

Yönetmen:
Marc Forster
Senaryo :
David Benioff, Khaled Hosseini(Kitap)
Müzik:
Alberto Iglesias(Kitap)
Görüntü yönetmeni:
Roberto Schaefer(Kitap)
Tür:
Dram
Yapım:
ABD 2007 122 dakika (Renkli)
Dil:
İngilizce
Dağıtıcı Firmalar:
UIP

Marc Forster’ın yönettiği ve Wall Razaqi, Said Taghmaoui, Shaun Toub ile Nasser Memarzia’nın oynadığı Uçurtma Avcısı Afgan yazar Khaled Hosseini’nin aynı adlı best-seller romanından uyarlandı.Yönetmenliğini Kesişen Yollar ve Düşler Ülkesi filmlerinin yönetmeni Marc Forster üstlendi.

uzun yıllardır Kaliforniya’da yaşayan Amir adlı bir Afgan göçmeninin, çocukluk arkadaşı Hassan’ın oğlunun başının dertte olduğunu öğrendikten sonra ona yardımcı olmak için Taliban yönetimi altındaki anavatanına geri dönüşünün öyküsü anlatılır.

Kaliforniya’da yaşayan Amir, ülkeye Taliban rejiminin gelmesinden sonra Amerika’ya göç eden Kabil’li zengin bir tüccar ailenin oğludur. Kabil’de geçen çocukluk yılları sırasında evin hizmetçisinin oğlu Hassan ile çok sağlam dostluk bağları yaşamıştır. Ancak bir uçurtma yarışı sırasında Hassan’ın başına gelen olayda ona yardım edebileceği halde sırtını dönerek en sevdiği arkadaşına ihanet etmiştir. Aradan geçen uzun yıllar boyunca bu ihaneti hiç aklından çıkmaz.Yıllar sonra Hassan ve karısının Taliban tarafından öldürüldüğü haberini alır. Bunun üzerine bir zamanlar ihanet ettiği çocukluk arkadaşının başı dertte olan oğlunu bulmak ve onu kölelik yaşamından kurtarmak için Taliban yönetimi altındaki Afganistan’a geri döner.